Probiyotik, “yeterli miktarlarda verildiğinde konak üzerinde sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizma” olarak tanımlanır. Bu mikroorganizmalar, bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sağlığını destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve bazı durumlarda zihinsel sağlık üzerinde de etkili olabilirler.
Kedi ve köpeklerde probiyotiklerin kullanımı, genellikle gastrointestinal sağlığı desteklemek amacıyla yaygınlaşmıştır. Probiyotikler, bağırsakta yaşayan yararlı mikroorganizmaları destekleyerek, sindirim sistemi fonksiyonlarını optimize eder ve patojen mikroorganizmaların çoğalmasını engeller.
Başka bir araştırma ise probiyotiklerin yalnızca bağırsak sağlığını değil, aynı zamanda merkezi sinir sistemi üzerinde de olumlu etkiler yaratabileceğidir. Bu etki, N.Vagus siniri ile gerçekleşir. Bu sinir, bağırsak mikrobiyotası ile merkezi sinir sistemi arasında çift yönlü bir iletişimi ifade eder. Araştırmalar, belirli probiyotik türlerinin nörotransmitter üretimini etkileyerek hayvanların stres seviyelerini düşürebileceğini göstermiştir.
Örneğin, Lactobacillus rhamnosus gibi probiyotik suşlarının, kedilerde ve köpeklerde stres kaynaklı davranış bozukluklarını hafifletebildiği gözlemlenmiştir. Bu suşlar, GABA (gamma-aminobutirik asit) reseptörleri üzerinde etkili olabilmekte, Bunun dışında serotonin ve dopamin gibi başka norotransmitter üretimini etkileyebilir. Bu da hayvanların kaygı düzeylerini azaltmada yardımcı olabilir. Dolayısıyla, probiyotikler, gastrointestinal sağlığı iyileştirmenin yanı sıra, stresli durumlarla başa çıkmada da etkili bir destek sunabilir.
Fareler üzerinde yapılan başka bir çalışmada ise probiyotik tüketiminin kortizol seviyelerini azaltabileceğini görülmüştür. Kortizol, stres sırasında vücutta salgılanan bir hormondur ve genellikle vücutta stresle başa çıkmak için salınır. Probiyotiklerin strese yanıt olarak kortikosteron seviyelerini düşürebildiğini göstermiştir.
